Kuraklığa hibrit çözüm

Geçen yaz kuraklığın HES’lerde büyük problem yaşattığını ve bu problemin sürdürülebilir olmadığını söyleyen Aydem Enerji CEO’su İdris Küpeli, “HES’lerin yanına kurulacak güneş ve rüzgâr santralları hem

yenilenebilir enerjide sürekliliği hem de kuraklığa karşı önlem almamızı sağlayacak” dedi. Küpeli, halka arzlarda sosyal medyanın etkisinin olumsuz olduğunu söyledi.

Kuraklık çok sayıda sektör gibi enerji sektörünü de yakından ilgilendiriyor. Yağışların düşük kalması enerji üreten barajlardaki türbinlerinin daha az çalışması demek. Türkiye’nin de bu konuda hassasiyeti yüksek. Zira Türkiye’nin 2020’de ürettiği elektriğin yüzde 25.6’sı hidroelektrik santralları tarafından sağlandı. Geçtiğimiz yaz kuraklık nedeniyle HES’lerde büyük bir problem yaşadığını söyleyen Aydem Enerji CEO’su ve Aydem Yenilenebilir Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İdris Küpeli, “Bunu o dönem biraz rüzgar enerjisi dengeledi ama şimdi önümüzde hibrit santrallar var. HES’lerin yanına kurulacak güneş ve rüzgâr santralları hem yenilenebilir enerjide sürekliliği hem de kuraklığa karşı önlem almamızı sağlayacak” dedi.

UMUDUMUZ EYLÜLDE

Yağışların hâlâ normal seviyelerde gerçekleşmediğini aktaran Küpeli, “Ümidimiz eylül ayı ile birlikte yağışlı sezonun başlaması. Uzun süreli kuraklıklar enerji piyasası üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Bu fiyatlara da artış olarak yansıyor” diye konuştu. Hibrit yatırımlarla çeşitliliğin artacağını ve küresel ısınma, kuraklık gibi unsurlardan daha az etkileneceğini anlatan Küpeli, “Biz de hibrit yatırımlarımızla, 2025 yıl sonuna kadar mevcut kurulu gücümüzü yüzde 100 arttırarak iki katına çıkartmak hedefimizin yarısından fazlasını, sadece 2021 ve 2022 yılları içinde tamamlamış olacağız. Hedefimiz 2 bin megavat kurulu güç seviyesine ulaşmak. 4 adet hibrit santral için ilk adımları attık” şeklinde konuştu.

ONLAR İÇİN MALİYET, BİZİM İÇİN GELİR

Enerjİ sektörü için en önemli gelişmelerin ‘Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ ve ‘Yeşil Mutabakat’ olduğunu vurgulayan Küpeli, “Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon salınımını 2030’a kadar yüzde 50 azaltmayı, 2050 yılında ise sıfır düzeyine çekmeyi öngörüyor. Bu gelişme çoğu sektör için ekstra maliyet gibi gözükse de bizim sektörümüz için gelir sağlayan bir gelişme oldu” dedi. Bu ortamda emisyon ticaretinin de önem kazandığını dile getiren İdris Küpeli, “Yoğun karbon üretimine sahip sektörler bir şekilde bir denge yakalamak zorundalar. Sıfır emisyonla, yeşil üretim yapan santrallar yoğun emisyona sahip şirketlere bu sertifikaları satabiliyor. Biz de bu kapsamda 2 milyon dolar civarında bir gelir sağladık. Bunun giderek artacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

TEK BİR AĞAÇ BİLE ÖNEMLİ

Enerjİ sektörünün çevre konusunda büyük bir hassasiyetle hareket etmesi gerektiğinin altını çizine İdris Küpeli, “Bu konuda gelecek nesilleri düşünerek hareket etmeliyiz. Santralın türü ne olursa olsun en yüksek hassasiyetle hareket etmemiz gerekiyor. Bu konuda tek bir ağacı bile düşünmeliyiz” dedi. Küpeli, projelerin finansmanı konusunda Avrupa bankalarının kömürü önceliklemediğini, kömür konusunda sıkıntıların olduğunu ve bu konuda sadece Çinli bankalarla çalışılabildiğini aktardı. Küpeli, ayrıca Muğla’daki kömür santralı için 100 milyon dolarlık bir rehabilitasyon sürecinin içinde olduklarının bilgisini paylaştı.

UZUN SÜRELİ YATIRIMCI ŞART

Türkiye’de son dönemde çok sayıda halka arz gerçekleşti. Bu arzların büyük bölümünü ise enerji şirketleri oluşturdu. Halka arzlara katılım ilk başta 800 bin seviyelerindeyken bu son arzlarda 20 binlere kadar indi. Bazı yatırımcılar arz sonrası beklentilerin aynı ölçüde gerçekleşmediğini söyledi. Halka arzlar sonrası oluşan bazı fiyat düşüşlerinin şirketlerin gerçek performanslarını yansıtmadığını belirten İdris Küpeli, “Bu tip olaylarda bir sürü psikolojisi gerçekleşiyor. Çoğu zaman gerçeklikten uzak. İnsanlar bir beklenti ile hareket ediyor. Kısa yoldan çok para kazanmak istiyor. Bir derinliği yok. Şirketlerin üzerinde büyük bir sosyal medya baskısı oluşuyor. Şirketin gücü ile, faaliyetleri ile hisse performansı zıtlaşıyor. Sağlıklı halka arzlar için yatırımcıların çeşitlenmesi ve bu anlayışın değişmesi gerek. Özellikle emeklilik fonları gibi uzun süreli yatırımcıların bu arzlarda olması şart” diye konuştu.